22 Aralık 2009 Salı

Yapboz-Jodi picoult

YAPBOZ,akıcı,hızla giden bir kitap ama verdiği mesaj beni ürküttü.
Kitabın konusu şöyle;iyi bir evliliği ve çok sevimli bir oğlu olan baş karakterimizin,Nina,(ayrıca kendisi bölge savcısı) başına kendisinin asla yaşamayacağını düşündüğü ve buna karşı duruşmalara çıktığı ve de adaletin bu konuda yetersiz kaldığını gördüğü bir şey gelir.Sevgili oğlu Nataniel cinsel tacize uğramıştır.Adaletin yetersiz kaldığını bilen Nina,kendi adaletini kendi uygular ve tacizde bulunduğunu düşündüğü kişiyi başından vurarak öldürür.Kitap böyle başlıyor.
Adalet sisteminin yetersiz kaldığı veya bizim öyle olduğunu düşündüğümüz zaman kendi adaletimizi kendimiz mi uygulamalıyız ? Bu ne kadar doğru bir düşünce ?Sistem bizi tatmin etmediğinde,kendi başımıza buyruk davranacaksak kurallar niye var?ve bir insan öldürmek bu kadar kolay mı? Verdiği mesajdan ya da şöyle diyeyim okuduğum kitaptan,belki yazar mesaj kaygısında da değil,sonuçta bu bir kurgu, rahatsız çok rahatsız oldum.Bu aralar,pek çok sebep yüzünden kimisi acı,kimisi aşk,kimisi zevk için insan öldürmeyi mazur gösteren yazılı ve görsel materyal var.İnsanların bilinç altına bunlar kazınıyor.Daha olumlu ve barışçıl şeyleri,çözümleri düşünmeliyiz.

Eymir Gölü

Kurban Bayramı'nda,Ankara-Gölbaşı'ndaydık.Geçirdiğim diğer bayramlara nazaran çok sakin bir bayramdı.Bayramın ilk günü arazisi ODTÜ'ye ait olan,Eymir Gölü'ne gittik.Karasal iklimin hakim olduğu Ankara'da bir vaha gibi,ortasında bir göl ve çevresi tepeciklerle çevrilmiş çok güzel doğal bir alan.Gölün çevresi yürüyüş için oldukça elverişli asfalt yol.Gölde balık avlayanlarıda gördük. Gölün çevresinde ateş yakmak yasak ama piknik yapabilirsiniz,isterseniz bir yerde oturup çay içebilirsiniz.Biz gittiğimizde,sonbaharın bütün renkleri görülüyordu,bir masaldan çıkmış gibi.Ailece vakit geçirebilecek veya kafa dinlenilebilecek çok güzel bir yer.




25 Kasım 2009 Çarşamba

Geçtiğimiz haftasonu İstanbul'da gün boyunca çok yoğun sis vardı(sabahları hala devam ediyor).Bu resimler,Süleymaniye Camii'de çekildi.Gündüz vakti,camii'nin minareleri zor seçiliyordu.Süleymaniye deyince,Yahya Kemal Beyatlı'nın "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" şiirini yazmadan geçemeyeceğim.

SÜLEYMÂNİYE'DE BAYRAM SABAHI

Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede,

Bir mehâbetli sabâh oldu Süleymâniye'de.

Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,

Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi

Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan,

Kalkıyor tozlu zaman perdesi her ân aradan.

Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir,

Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.

Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garib âlem bu!..

Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...

Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;

O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.

Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık

Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;

Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,

Giriyor, birbiri ardınca, îlâhi yapıya.

Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,

Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.

Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı

Adamış sevdiği Allâh’ına bir böyle yapı.

En güzel mâbedi olsun diye en son dinin

Budur öz şekli hayâl ettiği mimârinin.

Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,

Seçmiş İstanbul’un ufkunda bu kudsi tepeyi;

Taşımış harcını gaazîleri, serdâriyle,

Taşı yenmiş nice bin işçisi, mimârıyle.

Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,

Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,

Tâ ki geçsin ezeli rahmete rûh orduları..

Bir neferdir bu zafer mâbedinin mimârı.

Ulu mâbed! Seni ancak bu sabâh anlıyorum;

Ben de bir vârisin olmakla buğün mağrûrum;

Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;

Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,

Senelerden beri rü'yâda görüp özlediğim

Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.

Dili bir, gönlü bir, imânı bir insan yığını

Görüyor varlığının bir yere toplandığını;

Büyük Allâh’ı anarken bir ağızdan herkes

Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;

Yükselen bir nakarâtın büyüyen velvelesi,

Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!

Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri

Dinliyor vecd ile tekrâr alınan Tekbîr'i;

Ne kadar sâf idi sîmâsı bu mü'min neferin!

Kimdi? Bânisi mi, mîmâri mı ulvî eserin?

Tâ Malazgird ovasından yürüyen Türkoğlu

Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,

Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,

Çok büyük bir işi görmekle yorulmuş belli;

Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz

Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;

Vatanın hem yaşıyan vârisi hem sâhibi o,

Görünür halka bu günlerde tesellî gibi o,

Hem bu toprakta buğün, bizde kalan her yerde,

Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.

Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,

Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.

Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;

Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.

Çok yakından mı bu sesler, Çok uzaklardan mı?

Üsküdar’dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?

Bursa'dan, Konya'dan, İzmir’den, uzaktan uzağa,

Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;

Şimdi her merhaleden, Tâ Beyazıd'dan, Van'dan,

Aynı top sesleri birdir geliyor her yandan.

Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!

Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,

Dinliyor hepsi büyük hatıralar ruzgarını,

Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.

Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?

Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:

Kosva’dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul’dan..

Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;

Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?

Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı?

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..

Adalar'dan mı? Tunus’dan mı, Cezâyir'den mi?

Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi

Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;

O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.

Çok şükür Tanrıya, Gördüm, bu saatlerde yine

Yaşayanlarla berâber bulunan ervâhı.

Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.

27 Ekim 2009 Salı

Efes Antik Kenti

Geçen Temmuz'da,tatilde Ege'deydik.Selçuk yolu üzerinde olan Efes'e uğradık.Tarih sever birisi olarak çok beğendim ama eşimin tabiri "üst üste bir sürü taş var" oldu :)Onca yıldır (kuruluşu M.Ö. 6000 yılına dayanıyor) pek çok binası ayakta.Çok büyük bir alana yayılmış.Evleri,kutsal mekanları,idari binaları,tiyatroları,kütüphanesi,hamam ve umumi tuvaletleri,limanı ve de mezarlıkları ile tam bir şehir.Gördüğünüz ilk kare Ege Denizi'nden,2. resim Celsus Kütüphanesi, 3. resim ise Kutsal Yokuş. Efes Antik Kenti'nin yolu üzerinde Yedi Uyuyanlar ve Meryem Ana Evi bulunmakta. Özellikle Yedi Uyuyanlar'a gittiğinizde,herhangi bir şey göremiyorsunuz,heryer parmaklık ardında.Sadece uzaktan bakmakla yetiniyorsunuz.Meryem Ana Evi'de ,Milli Park içinde küçük bir anıt mezar.Tek bir bina ve içinde de mezar bulunmakta.Efes Antik Kenti'ne ve Meryem Ana Evi'ne giriş ücretli.


14 Ekim 2009 Çarşamba

Seka Park

Geçen Nisan ayında,maalie İzmit Seka Park'a gittik,çok da eğlendik.Büyük,küçük,genç,yaşlı herkese hitap edebilen bir yer.İster mangalanızı alıp piknik yapın,isterseniz de İzmit Körfezi'ne nazır lokantalarında oturup yemek yiyin.Çimenlerin üzerine tabela koymuşlar "lütfen çimlere basınız" diye :) Önceleri parkın olduğu yerde kâğıt fabrikası varmış.Biz gittiğimizde ,lale zamanıydı.Renk renk,çeşit çeşit lale ve diğer çiçekli bitkileri gördük.Haftasonu piknik için,gezmek için ya da sadece hava almak için gidilebilir bir yer.









3 Ekim 2009 Cumartesi

Nişan



24 Nisan 2009 gününün akşamı,ki o gün için sıkı bir çalışama içindeydik,nişan yapıldı. Resimde gördüğünüz pasta,tahmin edebileceğiniz gibi nişan pastası ve adet olduğu üzere nişan bohçası.

4 Mart 2009 Çarşamba

Ahmet Salih








Bu yakışıklı küçük bey;teyzemin ilk torunu,annesinin de ilk çocuğu,ailemize yeni katılan Ahmet Salih.Kendisi ile bizzat tanışmak daha nasip olmadi ama buradanda kendini sevdiriyor.Aramıza hoşgeldin :)

Devam




Hayat bütün telaşesi ve de hızıyla akıp gidiyor.Kursun yoğunluğu ve evlilik hazırlıkları başka herhangi bir şey ile ilgilenmemi engelliyor.Söz kesildiğinden beri,koşuşturma içindeyim.Sürekli olarak bir karar vermem,bir şeyi beğenmem gerekiyor.En son,yemek takımı aldım.Selma Teyzem'de hediye olarak çatal-kaşık takımımı aldı.Uzun bir süredirde beyaz eşya bakmaktayız lakin hala alamadık :)Bu haftasonu alacağımızı umuyorum.

6 Şubat 2009 Cuma






31 Ocak 2009 akşamı evliliğe ilk adımı attım,sözlendim :)
Söz mendillerimiz ve güller.

8 Ocak 2009 Perşembe

Işık hızıyla geçen ZAMAN !!!

blogu açtım,2 satır yazı yazdım ve sonra unuttum....
aslinda güncellenmesi gerekiyor,vakit bu ara hızlı geçiyor vesselam. bu akşam,kurban bayramında çektiğimiz resimlerden oluşan bir video ekliyorum.çok acemice,bu yolda katetmem gereken çok mesafe var.